(ALINTIDIR) BAYAN AVUKAT

Hayat her ne kadar çok güzel ve şanslı davrandıysa da bugüne kadar bana, bazen hırçınlıkları da olmuyor değil. Ve bazen insana bu hırçınlıkları istemediği yönde yansıtıyor.Benim anlatacağım şey hiç aklıma gelmeyecek ve hala da bir görülmüş kötü rüya olarak düşündüğüm bir kabus.
Ben 29 yaşında, büyük bir şirketin avukatlığını yapan ve işinde başarılı ve her gün yolda otobüsle giderken ya da yaya yürüken gördüğünüz ve de büyük bir ihtimalle arkasından yorum yaptığınız (iyi ya da kötü) sarışınlardan biriyim. İşim gereği her zaman davalara katıldığımdan ve müvekkillerimle randevum olduğundan şık giyinmek zorundayım. Ve adliyeye bürom uzakta olduğu için ve bürom ile iş yerim arasında mekik dokuduğumdan hızlı bir arabaya ihtiyacım olduğunu düşünmüştüm ve ilk davamdan kazandığım parayla siyah renk bir honda civic ti almıştım.O günkü mutluluğumu tahmin edersiniz herhalde. İş yerimde bir gardırobum vardır. Ve davalara giderken sürekli kıyafet değişirim. Ben pantolonun erkeklere ait bir giysi olduğunu düşünürüm ve asla pantolon giymem. Giyim tarzım zevklidir. Genelde koyu renkleri tercih ederim. Genelde Paris modaevlerine ait kıyafetleri tercih ederim. Kısa etekler,dar bluzlar,desenli ipek çoraplar ve yerine göre dar çizmeler yerine göre de topuklu sivri burunlu ayakkabılar.Mesela süper mini ve yandan yırtmaçlı dar bir etekle siyah kutu desenli bir çorap ve üstüne aynı renk dar bir bluz giyerim. Bu kıyafetin altına da asla çizme giymem. Eteğin kısalığına yakışan yanları açık,arkaları ve önleri kapalı yüksek sivri topuklu ayakkabılar giyerim. Her ne kadar yürümesi zor olsa da bu tarzı seviyorum.Neyse, Ekim ayına daha yeni girmiştik. Sabah uyandım kahvaltımı ettim. Ve hemen giyinmeye başladım. İlk önce siyah baklavalı süper ince ipek çoraplarımı aldım. Daha yeniydiler ve bacaklarıma kolay geçmeleri için bacaklarımı güzelce kremledim. Daha sonra koyu bordo dizlerimden bir karış yukarıda olan dar yandan yırtmaçlı eteğimi giydim. Üzerime kırmızı kolları dirsekte biten derin göğüs dekolteli bluzumu ve pierre cardinden aldığım önü sivri burunlu arkası kapalı yanları açık yüksek sivri topuklu ayakkabılarımı giydim ve içime de siyah ipekli süt yenimi taktım.
Altıma tanga giymem gerekiyordu normal şartlarda ama eteğimin arkası dar olduğundan o lanet olası çizgilerin gözükmemesi için hiçbir şey giymedim.
Dava dosyalarımın bulundu disketi ve lap-topumu aldıktan sonra evden çıktım.
Kapıcı beni o halde görünce işini bıraktı ve günaydın diye saçmalamaya çalıştı. Bir yandan alt katın merdivenlerini siliyordu bir yandan da bişeyler görebilirmiyim diye uğraşıyordu. Ve sanırım bişeyler de görmüştü o yüksekten. Ama avukat olduğum için benden korkuyordu.
Arabama bindim ve trafiğe çıktım. İnanılmaz bir trafik vardı. Dur kalklar ile milim milim ilerliyorduk. Orta şeritteydim, yanımda da bir belediye otobüsü vardı.Sigaramı yaktım içerken gözüm birden otobüsün arka camından bana bakmakta olan çocuklara takıldı. En fazla 16 yaşında olan ve liseye giden bu gençler bana bakıp duruyorlardı. Anlayamadım neden baktıklarını.Biraz dikkatli bakınca birinin koltuğuma doğru baktığını gördüm. Ve buradan da bacaklarıma baktığını. O andan başımı eğip baktığımda eteğimin neredeyse kasıklarıma kadar sıyrıldığını ve çorabımın bittiği yere kadar açıldığını gördüm. Ve onlara bir daha baktım. Ağızları açık bir şekilde bakıyorlardı.Çorabım tekli olduğundan kilodu yoktu ve her iki bacağa ayrı giyiliyordu ve bacaklarımın arası açıktaydı. Ne yapacağımı şaşırdım ve onlara belli etmemeye karar verdim.
Hiç bir şey yokmuş gibi davrandım ve bacaklarımı kapamadım.
Debriyaja her basışımda vajinamın en derin noktasına kadar gördüklerine de eminim.O anın şokunu gülümseyerek atlattıktan sonra iş yerime geldim.
Kahya her zaman ki gibi sulu ağzıyla beni otopark girişinde karşıladı.Ben yanaştım ve başka kimseye gelip kapı açmayan kahya her nedense beni görünce arabamın kapısına kadar gelir ve kapımı açar.
Cüzdanım ve eşyalarım çantamın yanında olduğundan onları arabamdan inmeden çantama yerleştirmem gerekiyordu. Bu arada kahya kapıyı açmış inmemi bekliyordu. Ben yine giydiğim kıyafeti unutmuş aheste aheste çantamı toplarken birden camın yansımasından elinin cebinde olduğunu ve eliyle tahmin edebileceğiniz gibi bir takım şeyler yaptığını gördüm.
Hiç bozuntuya vermeden toplamaya devam ettim. Bir bacağım arabadan aşağı sarkmış diğeri ise arabanın içindeydi. Eteğim çorabımın bitiş yerine kadar sıyrılmış bir haldeydi. Sonra çantamı toplayıp arabadan indim. Eteğim lycralı olduğundan vücuduma yapışmış ve toplanmış bir haldeydi. İki elim de dolu olduğundan düzeltemedim ve ofisime doğru çıkmaya başladım. Kapının camından kahyanın vücuduma baktığını ve neredeyse oracıkta beni gözleriyle becerdiğini hissettim.Ofisime geldim ama kahyanın bakışları beni galiba biraz heyecanlandırmıştı.O gün çok önemli bir davam vardı, her şeyi unutup onu düşünmeliydim. Dosyalarımı hazırlayıp ofisimden çıktım.Ama tam otoparkın girişinde sessizce dosyalarımı merdivenin üzerine bıraktım ve hafifçe eteğimi yukarı çektim ve sanki yürüdükçe toplanmış havası yarattım. Arkadan baktığınızda kalçalarımın tüm hatları belli oluyordu.
Tekrar dosyaları alıp ince topukluklularımın üzerinde kelimenin tam anlamıyla bir “sürtük” gibi yürümeye başladım. Adam benim o halimi görünce eminim göbeğine kadar dayamıştır.Göbekli şişman 45 yaşlarındaki bu kahya beni görünce yardım edeyim dedi. Ben bugün bu adamı deli etmeye kararlıydım. O saatlerde herkes işinde olduğundan otoparkın en alt katında uyuklayan kahyadan başka kimse yoktu. Tabi iyi olur dedim kahyaya ve dosyaların bazılarını verdim. Ama iki elim yine de doluydu. Arabama doğru ilerlerken birden aklıma bir oyun geldi. Ve sanki topuğumu yan basmışım gibi bir numara yaptım ve kendimi arabamın üstüne bıraktım. Hemen arkamdan koşup beni tuttu.
Ben “çok acıyor yaa kıpırdayamıyorum ” demeye başladım.O da o halde beni görünce arkamdan belime sarıldı. Adam hayvan gibi olduğundan 56 numara bir beli tek koluyla rahatça kavrayabiliyordu. Bense bacaklarımı açmış arabaya doğru eğilmiş “acıyor lanet olsun üstüne basamıyorum” demeye başladım.
Adam “durun şöyle sandalyeye oturun ” dedi.
Ben “hayır sakın beni buradan kıpırdatma, biraz burada böyle durmam gerek” dedim.
Ama bir karış topuklularda hala ayağımdaydı. Adam arkadan belime sarıldı için tamamen adamın vücudu bana değiyordu. Birden yavaşça doğruldum ve boynumun adamın ağzına getirecek şekilde durdum. Adamın nefesini boynumda hissediyordum. Ama bu nefes giderek sanki daha sıcak ve hızlı olmaya başlamıştı.
Adam “hanfendi oturun” dedikçe ben “böyle beklemem gerek basamıyorum üstüne” diyordum.
Birden kalçalarımın üzerinde inanılmaz sert bişey hissetmeye başladım. Adam resmen dimdik olmuş fırsatı değerlendiriyordu. Ben bunu hissedince bir kaltaklık yapmaya karar verdim ve biraz düzelir gibi yapıp adamın şeyini eteğimin altına denk gelecek şekilde ortaladım.
Böyle olunca “bileğim acıyor” deyip her olduğum yerde sekişimde adamın o devasa aleti bacaklarımın arasına girip çıkıyordu.
Adam ister istemez belimi daha fazla sıkmaya başlamıştı sözde yardım ediyormuş gibi. İki eliyle belimi tutmuş benim sektiğim sırada o da çaktırmadan bana yükleniyordu. Bir noktadan sonra bayağı bayağı vajinamın dudaklarını zorlamaya başladı. Ben de sekmelerimi arttırdım. Adam da aynen alttan hızla desteklemeye başladı benim her hareketimi. Artık buna son vermenin zamanı gelmişti ama adam bırakacak bibi görünmüyordu.
Bu sefer ben sabit durdukça adam gidip gelmeye başladı. Ben de buna karşılık olarak bileğim acıyormuş gibi sesler çıkardım ama bu sesler inanılmaz tahrik edici iniltilerdi.
Adam arkamda hızlandı ve çorabımın bittiği yerde hafif bir nem hissettim.
Evet kahya boşalmıştı. Ve sözde benim haberim yoktu. Adam konuşamaz oldu ve ben daha iyiyim deyip arabama yavaşça oturdum. Hiç sesini çıkartmadı ben de onun yüzüne bile bakmadım ve 1.viteste hiç basmadığım kadar gaza basıp uzaklaştım. Bu salak kahya beni heyecanlandırmıştı. Yoksa sadece buna ihtiyacım mı vardı?
Ama böyle seviyesiz biriyle değil tabi.
Uzun bir yoldan sonra cezaevine ulaştım. Müvekkilim içerde yatan bir suçluydu. Ve tecavüz ve gasp iddiasından yatıyordu. Bir sokak çocuğuydu. Ve dernek beni onu korumam için tutmuştu sonuç olarak paramı aldıktan sonra kimi koruduğum aslında o kadar da önemli değil.
İlk kontrol noktasına girdim. Görevli beni görünce bayan görevli aradı aramak için üstümü ama o sırada bir tane bile bulamadı. Ve bana bakarak o iğrenç yüzüyle “ben araycam bayan. Arkadaşlar yok şimdi de yani” gibi doğu şivesiyle bir Türkçe kullandı.
X-Ray den geçtim ve üzerimi aramak için yanıma geldi. aleti çantama ve üzerimde gezdirdi. Ve tam bel hizamda öttü detektör. Metal varmı diye sordu. Yok dedim. Bu sefer el ile aramaya başladı. Ben tavana doğru bakıyor ve işini bitirmesini bekliyordum. Adam ayak bileklerimden yukarıya doğru dizlerimi bacaklarımın arasını kalçalarımı belimi ve en son göğüs altımı bir güzel aradı ama pantolonu öyle şişmiştiki tamam geçin derken yüzü kıpkırmızıydı.
Ben gülümseyerek ilerledim ve sanığın durduğu odaya geldim. Kapıda iki görevli sizinle giricez içeri dedi. Hayır gerek yok dedim nasılsa bişey olursa çağırabilirim dedim.

Odaya girdim.
Hiç cam olmayan iki sandalye ve bir masa olan bir yerdi. 5 dakika sonra müvekkilim girdi. 19 yaşlarında paspal iğrenç kokan bir tinerciydi. Doğru düzgün konuşamıyordu bile. Hareketleri uyuşuk ve yavaştı. Oturdu. Ve ben konuşmaya başladım.
Sorularıma cevap vermiyordu. Masadan mesafeli oturuyordu.
Ben de arkama yaslanmış karşımdakinin durumunu hiç düşünmeden rahatça oturuyordum. Bacağım diğerinin hafif üzerinde ve bacağımın üstüne attığım diğer bacağımın ayakkabısını topuğumdan biraz çıkarmış ayağımın ucunda sallıyordum. Çocuk sadece salladığım ayağıma bakıyordu. Dikkatini anlatacaklarıma versin diye sallamayı kestim ama o hala aynı yere bakıyordu.
Bir ara sandalyesini masaya kadar çekti. Gözümün içine bakıyordu. Bense hala ona durumunu anlatıyordum.
O sırada birden kolunun sürekli oynadığını gördüm. Çaktırmadan biraz geri çekildim ve çantama doğru eğildiğim sırada elini aletine atmış oynadığını farkettim. Tam o sırada masanın yanındaki zile basıp görevliyi çağırmak için hareket ettim ve o anda bu yerinden fırladı.
Birden boynuma sarıldı ve bana ” sesini çıkarma orospu ” dedi. Pis elleriyle ağzımı kapadı. Bana o kadar sert bir tokat attı ki kendimi masanın üzerinde buldum Dudağımdan kan geliyordu ve inanılmaz sersemlemiştim.Hiç beklemeden o kara elleriyle sarı saçlarımı doladı ve çekti. Canımı o kadar yakıyordu ki…Tek eliyle eteğimi kalçalarıma kadar topladı. Çorabım vardı ama külotlu değildi, bu da lanet olası yaratığın işini kolaylaştırmıştı. Bu hayvan parmaklarını pis ağzına götürüp salyaları ile ıslattı.
Birden vajinama parmaklarını daldırmaya başladı.O kadar sert yapıyordu ki canım acıyordu. Ama sesimi bile çıkaramıyordum. Biraz daha bastırdıktan sonra aletini çıkartıp dayadığını hissettim. Ve beklemeden yüklendi. Tanrım bu lanet olası o kadar sert beceriyordu ki gözümden yaş geliyordu, içimden çığlılar atıyordum. Sanki tüm kaltaklıklarımın intikamını bu sokak züppesi alıyordu benden.O kadar sert beceriyordu ki her vuruşunda bacaklarım masaya çarpıyordu. aleti o kadar sert ve uzundu ki onu midemde hissediyordum neredeyse.Bacaklarım titriyordu acıdan. Ve vuruşları giderek hızlandı, hızlandı, o kadar sertleşti ki ayaklarım yerden kesilmeye başladı, son vuruşu o kadar sert oldu ki çocuğun elini ısırdım acıdan ve belindeki her şeyi o anda içime boşalttığını hissettim. O kadar fazla boşalmıştı ki içim dolmuş ve fazlası bacaklarımdan süzülür olmuştu.Kendini sandalyenin üzerine bıraktı ben de sandalyenin üstüne düştüm, kendimden geçmiş bir şekilde.Bana dönüp “okumuş orospu okul bitirdin diye bişeymi oldun? Arkadan yiyince okumuşu da bir bağırıyor cahili de!” diye iğrenç bir cümle kullandı ve orada beni o kadar aşağıladı ki… ve tekrar bana “ben zaten suçluyum bir de seni becermişim bana koymaz” dedi. Ben ayağa kalktım, çantamdan mendil çıkartıp bacak, çorap ve ayakkabılarımdaki dölleri temizledim ve hiç bir şey diyemeden odadan çıktım.Görevlilere bile bişey diyemeden hızlı adımlarla uzaklaştım.
Ama gelirken yürüdüğüm gibi düzenli adımlar atamıyordum, bir bacağımı yana açarak yürüyordum, ve içimden “tanrım ne olur anlamasınlar” diye dua ediyordum. O gün hiçbir şey aynı olmadı. Arabamı kullanırken bile debriyaja basarken canım yanar olmuştu. Ve her bacağımı oynatışımda içimden çığlık atmak geliyordu.Bir de buna evime geldiğimde asansörün bozuk olduğunu ve 7. kata kadar o yüksek aralıklı merdivenleri çıkmak zorunda olduğumu anlamam eklenince ne kadar kötü bir halde olduğumu anladım.İçeri girdiğimde ne ayakta durabiliyordum ne de kalçalarımı koltuğa değdirebiliyordum. O günden sonra hatırladığım en önemli şey mahkemede hakimin” neden sürekli ayakta duruyorsunuz niye sandalyenize oturmuyorsunuz” diye sormasıydı…

Gönderen: Aylin Ö.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir