-1

Askerin Karısı
ALINTI

Kapının çalan zilini duyduğunda irkilmişti Suzan. Kimseyi beklemiyordu. Kapıda gördüğü adam, otuz yaşlarında, uzun boylu atletik yapılı, kısa kesilmiş saçlarıyla asker olduğu belli oluyordu.

Adam elinde tuttuğu iki paketi ne olduğunu anlamamış insanların boş bakışlarıyla kendisine bakan kadına uzatıp,

”Bunları Cemil gönderdi, uğrayıp bırakmamı istedi” dedi.

Cemil, kadının Afganistan’daki barış gücünde görevli olan astsubay kocasıydı. Kadın,

”Te-teşekkür ederim” diyerek bir elini uzattı.

“Göreceğiniz gibi bir mektup var; Cemil, mektubu benim yanımdayken okumanızı istedi” dedi adam.

Kadın, kuşkuyla bakmasına rağmen adamı içeriye buyur etti. Adam elini uzatarak

“Bu arada, adım Sinan” diyerek kendisini tanıttı.

Bir süre eline aldığı paketleri ne yapacağını bilmeden uğraştıktan sonra masaya bırakmayı akıl edip, adamın havada bekleyen elini hafifçe sıkıp, “Suzan” dedi.

“Evet biliyorum, Cemil sizden o kadar çok bahsetti ki” diye karşılık verdi.

Suzan, adamın gülümseyerek gözlerini gözlerine diktiğini fark etmişti. Adımın gözlerinde garip bir bakış vardı; ısrarla, şehvetle bakıyordu. Endişelenmiş, korkmuştu. Dönüp, mühürlü zarfı alıp açtı ve okumaya başladı.

“Sevgilim,
Her zamanki gibi seni çok özledim. Seni çok seviyorum, bunu en iyi sen bilirsin.

Umarım sana gönderdiğim hediyeleri beğenirsin. Buradaki ordu pazarından aldım. Çok sevdiğin çikolata ve ne kadar çok sevdiğini bildiğim ipek çorap var içinde. Çorapları giyerek bir fotoğraf çekip gönderirsen beni çok sevindirirsin

Eğer sen de kabul edersen sana bir başka hediye daha gönderdim. Adı
Sinan. Başka bir adam tarafından becerilmeni seninle geçmişte çok konuşmuştuk ve yine biliyorum ki, en az benim kadar seks yapmayı özlemişsindir. Eğer onunla yatmayı istersen emin ol benim için bir sorun yok. İyi arkadaşımdır. Karısından boşanmış ve en az benim kadar azgındır. Hatta burada benden daha uzun süreden beri kaldığından azgınlığı daha da artmıştır muhtemelen.

Onunla, senin hoşlandıkların ve hoşlanmadıkların hakkında çok detaylı konuştum ki ne yapması veya ne yapmaması gerektiğini iyice bilsin diye. Haylaz(!) bir kıza minik cezalar vermek hafifçe kıçını tokatlama konusunda gönülsüz olacağını pek sanmam. Zaten kendisi de yatakta biraz dominant olmaktan hoşlandığını söylemişti. Ayrıca banyo
yaparken gördüğüm kadarıyla, sahip olduklarıyla seni hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünüyorum.

İşte böyle aşkım, senin için düşündüğüm hediyeler bundan ibaret. İstemediğin bir şeyi yapmak için baskı hissetme, sen nasıl istersen öyle davran lütfen. Evet, onun seni sikmesi ve olanları bana onu ve sikini anlatman hoşuma gidecektir; belki bir iki resim de olsa iyi olur ama dediğim gibi karar senin. Eğer ‘hayır’ dersen Sinan anlayışla karşılayacaktır, tabi ben de…

Her neyse, karar senin. Haftalık telefon izin gününde konuşmak üzere..

Seni seviyorum

Cemil.”

Suzan ne diyeceğini bilemiyordu. Elinde sıkıca tuttuğu mektubu yeniden okudu. Hayatında hiç bu kadar utanmamıştı. Orada bekleyen ve kocasının, kendisini sikmesi için gönderdiği, hiç tanımadığı yabancı bir adamın karşısında yer yarılsa da içine girseydi. Üstelik adam da mektupta neler yazdığını çok iyi biliyor olmalıydı ki,

“Hayır dersen benim için sorun yok” diye sessizliği bozdu.

“Evet, şey yani hayır anlamında evet, yani teşekkür ederim…” şaşkın ve kafası karışmış şekilde yanıtladı Suzan. Sinan gülümseyerek,

”Cemil seni zor duruma soktu değil mi?” diye sordu.

Suzan, başını sallayarak onayladı.

“Neyse, beni kovmadan önce, Cemil’in söylediğine göre dolapta beni bekleyen soğuk bira olması lazımmış, hiç olmazsa onunla idare edeyim” dedi.

Suzan köşedeki buzdolabına doğru baktı. Evet, Cemil’in gitmeden önce aldığı biralar hala duruyordu. Dolabı açtı içinden bir kutu bira alıp adama uzattı, Sinan hiç bir şey söylemeden masaya oturdu ve kapağını açıp birayı kafasına dikti. Sinan, bir kutu birayı bir dikişte bitirirken, Suzan onu izliyordu. Sinan boş şişeyi masaya koyup

“İşte bu iyiydi” dedi. “Ne zamandır bunu yapmayı beklediğimi bilemezsin” dedi.

Suzan adama gülümsedi.

“Aslında uzun süredir yapmayı düşündüğüm tek bir şey değildi, iki, üç, hatta dört şeydi” boş bira şişesini Suzan’a uzatarak.

”Üç bira daha mı istiyorsun?” diye sordu gülerek.

Sinan gülümseyerek, “hayır istediğim ilk şey soğuk bir kutu biraydı, ikincisi ise bol köpüklü sıcak bir banyo ve üçüncü olarak da yumuşak bir yatakta uyumak” diye cevap verdi.

Suzan’ın dikkatini adamın sadece iki şeyi söylemesi çekmişti. Ancak sonuncu şeyi ne olduğunu sormasına gerek yoktu.

“Cemil, senin için sakıncası olmazsa banyo yapabileceğimi de söylemişti” dedi, yine Suzan’ı zor durumda bırakarak.

Suzan hala, kocasının bu adamı kendisiyle seks yapması için göndermiş olmasına çok şaşırıyordu şaka gibi geliyordu. Elbette istiyordu. Evet, seks istiyordu, ihtiyacı vardı; kocasından uzun süreden beri ayrıydı. Üç ay olmuştu, üç aydan beri parmakları ve can dostu vibratörü vardı sadece.

Aslında gerçek bir yarak istiyordu; hem de çaresizce korkunç şekilde istiyordu. Ama istediği, hayal ettiği bu şekilde değildi.

Sinan hala sorduğu sorunun yanıtını bekliyordu.

“Şey… Eee… Eğer Cemil olur dediyse…” diye kaçamak yanıt verdi. Sinan,

“Emin misin?” diye üstüne basarak bir daha sordu.

Emin değildi ve kafası çok karışıktı ama yine de başıyla onaylayarak izin verdi.

Suzan bu adamların çöl sıcağında çok zor ortamlarda görev yaptıklarını kocasından biliyordu. Onlar için çok üzülüyordu. Adama içeri geçip banyo yapabileceğini söyledi. Sinan, eğer izin verirse arabadan çantasını alıp gelmek istediğini söyledi. Suzan yeniden kendini zor durumda kalmış sıkıştırılmış hissetmişti. Adam geceyi kendisiyle geçireceğini düşünerek hazırlıklı gelmişti sanki. Onu daha kesin şekilde reddetmeliydi.

Bir kaç dakika sonra, Sinan elinde çantasıyla yatak odasının yolunu tutmuş çantasını elbise dolabının önüne koymuştu. Çünkü sadece yatak odasındaki ebeveyn banyoda küvet vardı ve o da köpüklü sıcak bir banyo yapmak istiyordu. Suzan banyonun kapısını açıp

”Burada banyo yapabilirsin, ben sana havlu getireyim” deyip öteki odaya geçti.

Biraz sonra elinde havlulara yeniden döndüğünde Sinan’ı tam baksır şortunu çıkarırken buldu. Onun çıplaklığı, Suzan’ı utandırmıştı. Bir de uzun süre gözlerini adamın yarağından alamamış olmaktan dolayı utanmıştı. Evet, kocasının yazdığı gibi, oldukça büyükmüş… Henüz tamamen kalkmadığı halde kalın bir yılan gibi duruyordu bacaklarının arasında… Ya vücudu… Çöl güneşinde bronzlaşmış bir heykel gibi duran, kaslı vücudu… Yutkundu…

Sinan, çıplaklığını hiç umursamadan, sanki çok doğal bir şeymiş gibi, gayet rahat bir şekilde, kadının tedirgin ellerinden havluyu alırken,

“Umarım seni utandırmadım” dedi. “Bizim işimizde etrafında çıplak insanlar görmek ve yanlarında soyunmak doğal olduğundan alışkanlıkla yaptım” diye açıklamasını sürdürdü.

Suzan bir şey demedi, adam doğru banyoya yöneldi. Sinan

”Şimdi burada bir bira daha götürürüm” diye seslendi kadına gülümseyerek.

Suzan birayı dolaptan alıp geri döndüğünde adam küvete sıcak suyun içine uzanmıştı. Uzandığı yerden

“Bunun ne kadar güzel bir duygu olduğunu asla bilemezsin” dedi.

“Evet, Cemil her zaman en çok özlediği şeyin bu olduğunu söyler” diye yanıt verdi Suzan birayı adama uzatırken.

Bira kutusunu verirken elleri kısa süre birbirine dokundu. Çok kısa, ölçülemeyecek kadar kısa bir andı ama dokunmaktı işte. Et, ete değmişti. İçi ürperen Suzan, bu temasın ondaki etkilerini görmek için, gözlerini aşağıya köpüklü suya kaydırmıştı; Sinan’ın siki sertleşmiş, şişmiş kafası köpüklerin arasından suyun üstüne çıkmaya çabalıyor gibiydi..

Sinan birayı alıp “teşekkür ederim” dedi.

Suzan, adamın, kendi yüzünde neleri gördüğünü bildiğini biliyordu; bu şehvetti. Yeniden utanmıştı. Yalnız bıraktığı için özür dileyip dışarı çıktı. Eğer biraz daha kalırsa direncinin kırılıp ve kocasının garip isteğine evet diyeceğini biliyordu. O dışarı çıkarken adam yüzünde garip bir gülümseme ile ona bakıyordu.

On beş dakika kadar salonda ne yapacağını şaşırmış, kafası karışık, şaşkın bir şekilde oturdu. Ne yapmalıydı… Onu istiyor muydu? Evet… Hem de nasıl… Kocası izin verdi mi? O da evet… Gözünün önünden Sinan’ın erkek vücudunun hayali gitmiyordu bir türlü…

Suzan kafası karışık bir halde otururken Sinan ismini seslendi. Kalkıp yatak odasına girdiğinde onu banyodan çıkmış, yatakta oturur vaziyette buldu. Kurulanmış havluyu beline sarmıştı. Suzan’ı görünce muzipçe

“Acaba biraz yatağa uzansam sorun olur mu?” diye sorup, ardından da “Cemil sorun olmaz demişti” diye açıkladı.

Suzan ‘hayır’ demesi gerektiğini biliyordu. Ona gitmesini söylemesi gerektiğini biliyordu ama bir türlü yapamıyordu. Onu istiyordu. “Evet” dedi yatağa uzanma isteğine.

Birden adam elini uzatıp onun ellerini tuttu; nazik ama sıkıca. Ellerini bırakmadan gözlerinin içine baktı ve

“Evet biliyorum bu sana utanç verici ve belki aşağılayıcı da geliyor olabilir ama kocan benden seni sikmemi istedi” dedi sakince.

Suzan kafasıyla onaylayarak,

”Evet biliyorum” dedi hafifçe, bakışlarını kaçırmaya çalışarak…
“Ama seni sikmeden önce külotunu sıyırıp, kalçalarını biraz pataklamak istiyorum,” dedi ve “Ve sen bundan çok hoşlanıyorsun değil mi, Suzan?” diye sordu.

Bu sözler üzerine Suzan geri çekilip ellerini onun ellerinden kurtarmayı denedi.

“İnkar etme Suzan,” dedi, “Seninle ilgili her şeyi ama her şeyi biliyorum. Cemil’le senin hakkında saatlerce sohbet ettik, en ince ayrıntısına kadar seni bana anlattı. Senin ne istediğini kesinlikle biliyorum ve sen de benim sana ne kadar ihtiyacım olduğunu biliyorsun değil mi?” diye açıkladı.

Suzan hiçbir şey demedi.

Tam bu anda Sinan çabucak Suzan’ın ellerini bırakıp hızla eteğinin yan taraflarına kaydırdı. O kadar hızlı hareket ediyordu ki daha kadın bir şey demeye fırsat kalmadan eteğinin düğmeleri çözülmüştü bile. Eteğini bacaklarından aşağıya doğru sıyırırken,

“Direnmenin faydası yok Suzan” diye açıklama yaptı. Daha eteği yere düşmeden Sinan ellerini beyaz külotunun lastiğine geçirmişti bile. “Hah, işte böyle, uslu bir kız ol…” derken külotu da kalçalarından aşağıya doğru sıyırdı.

Suzan saniyeler içinden kendini adamın karşısından belden aşağısı çırılçıplak şekilde bulmuştu.

“Evet… Suzan” dedi, “Kocan bana senin çok yaramaz bir kız olduğunu söyledi. Yaramaz olduğun kadar, kötü de bir kızmışsın” parmaklarıyla amının üstüne dokunmaya başlarken ekledi. Adam parmaklarının ilk temasıyla elektrik şoku yemiş gibi titreyen Suzan hiç bir şey söyleyemeden gözlerini kapattı, dudaklarını ısırdı. Sinan okşamalarını sürdürürken, Suzan hiçbir şey söylemeden, heyecandan nefes nefese, bacakları titreyerek orada ayakta dikiliyordu. Birden

“Çok hayal kırıklığına uğradım Suzan” dedi adam. Gözlerini açıp adama baktı, titreyen sesiyle,

“Hayal kırıklığı mı? Niye ki?” diye şaşırarak sordu.

“Cemil bana senin amının tıraşlı olduğunu söylemişti. Hep, ne kadar pürüzsüz ve düz bir tenin olduğunu ve kılsız ne kadar güzel göründüğünü söylerdi. Ben de kılsız amı sevdiğimden, seninkini de o şekilde görmeyi umuyor ve istiyordum” diye açıkladı, parmaklarını amının yarığına doğru kaydırırken. Suzan,

“Ö…özür dilerim” diye kendini af dilerken buldu. “O yeniden eve gelene kadar uzamalarına izin vermiştim” diye açıkladı. Bir yabancıyla vücudunun çok özel bir yerinin durumunu tartışıyor olmak Suzan’ı kötü yapmış ve bu durum onun yine utanıp kızarmasına neden olmuştu.

“Onları şimdi tıraş etmeni istiyorum, Suzan” diye yarı buyurgan bir ses tonuyla seslendi.

Adamın gözlerine baktı, gözleri ateş gibi çakıyor ve yüzünde ciddi bir ifade vardı. Suzan Sinan’dan girmesini isteyeceğini biliyordu ama onun emirlerine uymaktan kendini alamıyordu.

“Özür dilerim, elbette…” diyebildi.
Bir dakika sonra, amının kılları sabunlanmış, bir ayağı küvetin kenarında tıraş makinesine hazır bir vaziyette banyodaydı. Tıraş makinesinin bıçağını köpüklü amının kılları üzerinde hareket ettirmeye başladığında, Sinan’ın banyo kapısında dikilip kendisini izlediğini fark etti.

Gözleri adamın elindeki kalın kahverengi kemeri de fark etti. İkiye katlanmış ve sıkıca kavranmış bu kemer kullanıma hazır bekliyordu. Tehdit edici görünüyordu aynen siki gibi… Kalın ve uzun siki, kabarmış damarlarıyla şimdi tamamen sertleşmişti. Çok kızgın görünüyordu. Bunun kendisi için olduğunun, kendisini beklediğinin, içine girmek için beklediğinin, kadınlığını doldurmak için beklediğinin farkına varınca dizleri titredi bacakları sallandı.

“Uzatma” diye uyardı Sinan.

Acele etmesini istiyordu şimdi; sesinden gözü dönmüşlük hissediliyordu. Amının tüm kıllarını temizlemeye devam ederken yutkundu. Hiç bir erkek ondan daha önce böyle bir şey istememişti. Korkuyordu; onu neyin beklediğinden pek emin değildi. Sadece sikecek miydi, yoksa önce dövecek sonra mı sikecekti? Bacakları yeniden titredi; sadece korkudan değil, cinsel heyecan da vardı bacaklarını titreten.

Sinan, beş dakikadan daha fazla orada durup onu seyretti; onun amının kıllarının her bir telini tıraş etmesini izledi. Suzan isini bitirip duş musluğu ile kendini temizlerken, adam yanına gelip onun yaptığı tıraşı kontrol ediyordu. Sinan, parmaklarını önce tıraş ettiği yerde, sonra da iyice şişmiş amının dudakları arasında dolaştırdı. Yaptığı kontrolden sonra bir müfettiş edasıyla

“İş görür” dedi ve ekledi, “Şimdi üst tarafını da soyun ve yatak odasına gel.”

Cemil’in ona sikmek için yatağa gelmesini emrettiğinden beri çok zaman geçmişti; bu emir onu çok heyecanlandırırdı. Şimdi daha da çok heyecanlandırmıştı. Bu emreden adam Cemil yani kocası değildi; sadece tanışalı ancak yarım saat olan bir adamdı.

Suzan odaya girdiğinde adam yatağın yanında onu bekliyordu; yatağın kocasının yattığı tarafında ve elinde ikiye katladığı kemeri ve iyice sertleşmiş sikiyle ayaktaydı. Suzan varıp adamın önünde durdu ve onun emirlerini dinlemek için başını öne eğdi. Adam kendisinden çok daha uzundu ve Suzan bu mevcudiyet karşısında kendini daha da küçük hissediyordu.

“Seni kamçılayacağımı biliyorsun değil mi Suzan?” dedi.

Suzan yumuşak bir ses tonuyla “evet” dedi. Hala kafası öne eğik adama bakmıyordu.

“Söz dinlemeyen kötü bir kız olduğun için kemerle altı defa vuracağım” dedi ve “Sonra da o güzel bacaklarını bir orospu gibi açacaksın ki, seni sikebileyim” diye devam etti.
Suzan, teslim olmuş bir ses tonuyla “evet” derken bacaklarındaki titremeyi yine hissetmişti.

“Yatağa doğru eğil” diye emreden sesini duydu adamın.

Suzan yatağa doğru giderken yer darlığından adama sürtünmek zorunda kalmış, adamın siki tenine, vücudunun yanına, çıplak etine değmişti; Suzan o siki elini almak istiyor, okşamak istiyor, dizleri üzerine eğilip ağzına almak istiyordu.

Bu koca sike tapmak istiyordu, ama onun yerine aldığı kesin emirle karnının üzerine yatağa eğildi. Ayakları yere değecek şekilde bacakları yataktan aşağıya doğru sarkıyordu.

Bu pozisyonu daha önce kocası Cemil için de almıştı; poposuna vurması için yatağa bu şekilde uzanmıştı, ama o uzanma sadece popoya hafifçe bir kaç şaplak içindi. O zaman bu eylemin her saniyesinden çok hoşlanmış, acıdan ve aşağılanmadan çok haz duymuştu. Ama şimdi farklı olacaktı. Suzan bunu biliyordu. Ellerle vurulan bir kaç hafif şaplak gibi olmayacaktı; kemerle vurulan çok sert darbeler olacaktı; bir orospu gibi sikmeden önce başlangıç olarak sert ve acı dolu darbeler ve ağrı veren aşağılayıcı darbeler olacaktı.

Sinan yatağın kenarına, bir dizinin üzerine oturup, sol eliyle Suzan’ın belinin ortasına koyarak doğrulmasını engelleyecek şekilde bastırdı. Suzan ağız üstü yattığı yerden tuvalet masasının aynasından kendilerine baktığı anda adamın kemer tutan elinin havaya kalkıp, hızla kalçalarına doğru indiğini gördü. Her darbede acıyla çığlık attı; haykırdı; ağladı ve yalvardı ama adam durmadı. Geri çekilmedi; haykırışlara yalvarışlara aldırmadan tam altı sert darbe vurdu deri kemeriyle kadına…

Suzan’ın kalçaları kızarmış, acıyla yanıyordu ve iç çekerek ağlıyordu ama yine de adamın kemer darbeleri bitince önceden emredildiği üzere sırt üstü dönüp bacaklarını onun için iyice ayırdı. Adam bacakları arasına girip pozisyon alınca Suzan adamın yüzüne yaşlı gözleriyle bakıp ,

“Piç herif… Orospu çocuğu!” diye bağırdı.

Adam bir şey demeden gülümsedi, gülümserken de sikinin koca başını amının dudakları arasına yerleştirdi. Sonra yeniden gülümseyip tüm gücüyle kadının amına bastırdı. Suzan çığlık attı. Kolları otomatikman adamın omuzlarına dolanırken, bacaklarını da adamın beline sardı. Daha önce içinde bu kadar uzun ve kalın bir şey hissetmemişti ama yine de canı hiç yanmıyor hiç acı duymuyordu. Duymuyordu, çünkü daha kemerin darbelerini kalçalarına yerken amı sırılsıklam ıslanmıştı.

Sikişleri hızlı, sert ve azgındı; adam Suzan’ın tatmin olup olmamasıyla ilgilenmiyordu; onun boşalmasıyla ilgili değildi; onun rahatlayıp rahatlayamayacağı azıcık bile umurunda değildi. Sinan, kadının örselenmiş kalçalarını elleriyle yakalayıp, kendine sıkıca çekti ve hızla pompalamaya devam etti.

Ama Suzan, ileri geri hareket ederken bile sikin dışarı çıkmasını istemiyor, kalın erkekliğin içindeyken verdiği tatmin edici hazzı sonuna kadar hissetmek istiyordu. Suzan bacaklarını adeta adama bir hayvanın sırtındaymış gibi sarmıştı, bu hayvan ki adeta onu yiyor ve ona orospu diye sesleniyordu. Bu hayvan ki onu sadece kendi zevkleri için kullanıyordu. Suzan sadece bu durumdan bile yeterince zevk alıyordu. Ama adam

“Ben seni sikerken sen de götünü kaldır orospu!” dediğinde, artık adam için, boşalması için hazırdı. Adam uzun uzun adeta anırarak kadınlığının derinliklerine taşkın bir dere gibi fışkırırken Suzan da rahatlamış, boşalmıştı.

Bir süre sonra Suzan kendisini toparladı, nefes alıp vermeleri normale döndü. Başını adamın göğsüne dayayıp yatmış, dinleniyordu. Her ikisinin kolu da bir diğerinin beline sıkıca sarılıydı. Suzan hiç bu kadar tatmin olduğunu hatırlamıyordu, Ama hala poposunun acıyla yandığını hissediyordu; amının iyice ayrılıp açıldığını ve bir de amından adamın spermlerinin sızdığını hissediyordu. Yeniden kendini bir kadın gibi hissetmişti; bir erkek tarafından uzun uzun tatmin edilen bir kadın olarak hissetmişti.

Sinan “sana kaba davranmadım, değil mi?” diye yavaşça sordu.

Suzan ona bakıp gülümsedi ve “bu kabalık mıydı?” diye sorusuna soruyla yanıt verip onu öptü. Sinan da gülümsedi. Suzan adamın güçlü omuzlarına sarılıp, geniş göğsüne yeniden yerleşirken

“Bu tam ihtiyacım olan bir şeydi, teşekkür ederim” dedi.

“Ben de bunu yapmayı çok uzun zamandır bekliyordum,” dedi erkeği, sonra da “Yani sikişmeyi…” diye açıkladı.

“Herhalde istediğini aldığın için hemen çekip gitmeyeceksin” dedi.

“Bu gece burada kalacağımı ve bir de iznimin son günü gelip o geceyi de burada geçirmeyi planlıyordum” diye yanıtladı adam.

Suzan hayal kırıklığına uğramıştı.

“Gidecek başka yerin de mi var?” diye sordu Sinan’a.

“Bir kaç gün de ailemle geçirmeyi planlamıştım. Zaten kocan Cemil ile iki gece, yani bir ilk bir de son gece için konuşmuştuk” diye açıkladı.

Suzan ellerini adamın bacak arasına doğru kaydırdı. Aleti, amcık suyuyla ıslak ve yapışkandı. Eliyle dokunduğu bu yumuşak etin birden hareketlenmeye başladığını hissetti.

“Ve arasındaki diğer günleri ailenle geçireceksin öyle mi?” diye sordu.

“Belki bir kaç arkadaşı da görmek isterim” diye yanıtladı ama hemen ekledi adam; “Aslında ne yapacağımı da tam olarak düşünmedim”

Bu arada Suzan adamın aletini okşamaya, alet de sertleşmeye devam ediyordu. Suzan uzanıp adamı öperken,

”Sanırım, arkadaşın Cemil’e yardım etmeyi ve bana göz kulak olup sorunlarımı çözmeyi düşünebilirsin.” dedi. Sinan da dönüp onu öptü, siki daha da sertleşmişti.

Suzan’a

“Ben de isterdim ama kocanla sadece iki gece için anlaştık” dedi.

Sinan şimdi tamamen sertleşmiş, yeniden sikişe hazır hale gelmişti. Suzan adamın üzerine çıktı. Kendini koca sikin üzerine bastırdı. Amı biraz daha genişlemiş, adamın dölleriyle, kendi zevk sularıyla kayganlaşan içini koca alet bir kez daha tamamen doldurmuştu.

“Eğer senin için doğrusu buysa öyle yap…” diye kulağına fısıldayıp, adamı öptü.

“Ben de daha fazlasını isterdim ama…” diye yanıtladı adam. Suzan adamın erkekliği üzerinde yukarı aşağı yavaş yavaş hareket etmeye başladı ve

“Bütün bu izinli olduğun iki hafta beni sikebilecekken, sadece iki gecelik sikişe mi razı olacaksın?” diye fısıldadı, “Senin iki haftalık özel orospunun yerine sadece iki gecelik!” diye ekledi. Sonra onu bir daha öptü.

Adam inleyip kadının içine daha da bastırdı. Adam kadının davetine karşı koymasına izin vermeyeceğini biliyordu.

“Eminim bana öğreteceğin o kadar çok şey vardır ki,” diye yavaşça söylerken ritmini de artırmıştı. “Senin ki, Cemil’inkinden daha büyük, sen ondan daha iyisin ve bahse girerim bana daha fazlasını da yaşatırsın” diye ikna çalışmasını sürdürdü soluk soluğa…

Adam yeniden inleyip, kadının ritmine uyup onun hareketlerine karşılık vermeye başladı.

“Ohhhh… İşte bu Sinan… Doldur amımı… Doldur deliğimi…” diye bağırdı Suzan.

Kadın üzerinde yukarı aşağı zıplarken adam “evet, evet” diye bağırıyordu.

İkisi de boşalır, birbirinin üzerine yığılırken, Suzan adamı öpmeye başlıyordu. Karşılıklı, uzun bir zevk mevsimine giriyorlardı.

Cemil takip eden gecelerden birinde, telefon ettiğinde Sinan hala oradaydı. Her ikisi de uzun bir seks seansından sonra yatağa oturmuş dinleniyorlardı

Cemil telefonda “Hediyelerini aldın mı?” diye sordu endişeli bir şekilde.

Suzan “Hımmm… Teşekkür ederim sevgilim” dedi ve ekledi, “Aslında şu anda onları giydim” dedi, gönderdiği çorapları kastederek.

“Ooooohhh!” diye yanıtladı kocası. Sonra “Ya Sinan?” diye sordu yine endişeyle.
“Evet aşkım…” diye yanıtladı kadın, “O da şimdiye kadar aldığım en güzel hediyeydi” diye sürdürdü.

“Orada mı? Yanında mı yoksa?” diye sordu adam merakla.

“Evet aşkım, hala burada, yanımda, yatağımızda…” diye cevap verdi Suzan.

Karşıda bir sessizlik oldu, sonra “Ama…. Ama biz sadece ilk ve son gece için anlaşmıştık onunla” dedi karısına.

Suzan boşta kalan eli ile Sinan’ın kalkmış sikini uzanıp tutarken

“Evet biliyorum sevgilim” diye yanıtladı kocasını. Sonra biraz da şımarıkça gülümseyerek, “Ama onu hemen göndermenin çok ayıp olacağını düşündüm” dedi.

Cemil yine bir süre sustu, “şimdi yanında öyle mi?” diye sordu.

“Evet, dedim ya, şu anda yatakta yanımda” diye yanıtladı kadın.

Cemil’in iç çekmesi telefondan açıkça duyuluyordu.

Suzan “konuşacak şeylerimiz var değil mi?” diye lafı değiştirdi.

“Evet biliyorum ama…” diye kekeledi Cemil.

“Sinan oraya geldiğinde, sana anlatacak çok şeyi olacak. Ve ayrıca yakında sana bir kaç resim de göndereceğim” dedi Suzan.

“Ne tür resimler?” diye sordu Cemil, aslında kendisinin hoşlanacağı ve istediği fotoğraflar olduğunu çok iyi biliyordu.

“Hımmmm, bir tanesi bana hediye gönderdiğin çoraplar giyinmiş olarak, bir tanesi de… çok özel bir fotoğraf olacak” diye yanıtladı Suzan.

“Çok özel mi?” diye merakla sordu Cemil.

“Bu gece geç vakit görürsün, cep telefonuna e-mail göndereceğim” dedi adama.

Bu defa konuşmadan önce uzun bir sessizlik oldu;

“Merakla bekliyorum”

Telefon konuşmasından yarım saat kadar sonra, Suzan yatakta, bacakları iyice ayrık, sırt üstü vaziyette yatıyordu. Sinan’ın siki amının üzerinde dinleniyor, spermleri ise Suzan’ın yeni sikilmiş amından yavaşça aşağıya doğru sızıyordu. Sinan, Suzan’ın cep telefonunu alıp ayrık bacaklarının arasına yerleşip

“Gülümse yavrum, çekiyorum” dedi.

Suzan yüzünü kapadığı yastığın arkasından kıkırdarken, Sinan fotoğrafı çekmişti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir