%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 26 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 26 Ozge Yengem
Yanıma cennet geldi. Özge’ye dönüp baktığımda düşünceli gözlerle beni izliyordu.

Cennet;

– Sorun ne tatlım?
– Bir şey yok canım sıkıldı sadece.
– Dolu dolu bir hafta geçirdik. Neden sıkılıyor canın?
– Özge
– Yine mi yeter artık ama Özge Özge bizde varız burada, kendimi değersiz hissediyorum.

Gülümsedim dudaklarından öptüm. Beline sarıldım. Oda bana sımsıkı sarılarak, şefkatli ses tonuyla;

– Bundan sonra seninim.

Yüzüne bakakalmıştım.

– Bakma öyle ciddiyim, seninim. Artık dul bir genç kadın olduğuma göre, istediğin zaman evime gelip, istersen ömrünün geri kalanını orada geçirebilirsin.
– Teşekkür ederim Cennet. Hayatımda gördüğüm en iyi niyetli orospusun.

Kalçalarını sıktırıp boynunu emerek, dudaklarını öptüm. Gülüyor, kendinden geçiyordu. Özge yanımıza geldi tekrar girdi aramıza. Kolumdan çekti kenarı.

Cennet;

– İyi alıştın ha kara kedi gibi araya girip durmaya.

Özge sert ses tonuyla;

– Kes sesini sen!
– İyi ayol, ne bağırıyorsun.

Aysel’in yanına gidiyordu Cennet, Zeki Aysel yengemin dizine yatmış uyuyor, Aysel yengem yorulmuş, etrafı izliyordu.

Özge;

– Ne demek istedin sen?
– Ne konuda?
– Kuzey çıldırtma beni yurt dışına gitme konusunda.

Kolundan tutup sıktırdım;

– Ya ne yapacaktım? Beni bağlayan bir şey mi kaldı amına koyduğumun yerinde?
– Ama hani sana danışacaktım birisiyle olurken?
– Ya ister danış, ister danışmadan boynuzu tak, ama boynuz takamazsın artık siktiğim sıradan kadınlardan birisin. Canım istedikçe sikeceğim bir kadınsın. İşte sırf bu yüzden gitmek istiyorum buralardan.

Özge’nin gözleri dolmuş ağlamaya başlamıştı. Sandalyeye oturup ağlamaya başladı. Yanına gittim oturdum.

Özge;

– Keşke diyorum, keşke yapmasaydım. O gün aldatmasaydım seni, güvenini, aşkını sarsmasaydım. Seninle evlenip kadının olsaydım.
– Namuslu bir kadın olamazsın sen. İçinde her zaman o istek olacaktı. Rüyanda sayıklıyordun.
– Neyi?
– Mehmet’i neyi olacak. Nereden öğrendiğimi sormadın mı hiç kendine.
– Fırsatım bile olmadı ki Kuzey gerçekten seviyorum seni.
– O yüzden mi memelerini emerken, “Mehmet dur yapma burada olmaz” dedin.

Sandalyeyi tutup fırlattım ayağa kalktım. Özge hıçkırarak ağlıyordu;

– Ömrümün sonuna kadar unutmayacağım bir kazık attın bana, aslında o Mehmet’in siktiği, yaladığı amın yüzüne bakmak bile istemiyorum ama…

Özge ağlayarak;

– Ama?…
– Amına koyayım senin Özge! Senin ben ta amına koyayım!

Masaya tekme atmıştım. Bizimkiler tüm gözleri üstümüze çevirmiş, izliyorlardı. Yanından uzaklaştım uzak bir yere gittim. Sigaramı yaktım içiyordum o ara Esma yanıma geldi;

– Ne o burnundan soluyorsun yine?
– Özgeyle ne konuştunuz?
– Ne zaman?
– İlk gün.
– Hiç canım sakinleşmesi için birkaç şey söyledim.
– Sence Özge söylediklerinde gerçek mi?
– Tatlım ben seninle konuştuğumda sana söylemiştim. Zevklerin sınırı, çizgisi yoktur. Zirvesi vardır. Özge bile bu zirveyi zorda olsa kaldırdı. Bu saatten sonra namuslu bir kadın olmasını beklemen yanlış olur.
– Nasıl yani?
– Şöyle yani, burada yaşadıklarını hiçbir zaman unutamayacak,, belki de buradan bazı kişilerle yine görüşecek. Yani ona olan aşkını kıskançlıkla korumaya çalışma. Bugün senin yarrağını yer, yarın başkasının, ondan sonra ki gün başkasının. Artık Özge’yi durdurmaya çalışma gözü açıldı, bu zevki tattı bir kez. Ayrıca çok bencilsin. Sikmediğin kişi kalmadı, Özge siktirince mi tüm bu sorun?
– Ama o evli genç kızı var, bir gün delikanlı olacak oğlu…
– Tatlım benim üniversite çağında oğlum var, onunla her gün seks yapıyorum biliyorsun.
– Ne yani Özge de sen gibi mi olacak.
– Hayır bilemem tabi kesin konuşmayayım, ama oğlu Berkant gibi olacak.
– Nasıl ya anlamadım?
– Tatlım, o çocuk ergenliğe girdiğinde annesinin hareketlerinin farkına varmayacak mı sanıyorsun? Siki annesi için o kadar çok kalkacak ki.
– Tıpkı benim zamanında ona kalktığı gibi mi?
– Daha kötüsü, sen gece onun koynunda yatma şansı bulamadın, tüm gün yanında olamadığın zamanlarda oldu. Ve şuan Özge dul.
– Anlamıyorum şuan hiçbir şey.
– Bak aşkım sana sadece şunu söylüyorum. Normal insan olmaya çalışma. Kimseden de normallik bekleme. Bu gece güzelce uyu, ve olayları analiz et. Dediğimi anlayacaksın. Fantezi dünyasında yaşıyoruz. Şu doğru bu yanlış diye düşünme. Sana tek diyeceğim budur. Kimsenin hayatına karışıp üzme. Kısaca sik ve geç, arkasını sorgulama. Görüşürüz bebeğim.

Yanaklarımdan öpüp ayrıldı yanımdan. Resmen kadın patroniçe gibiydi. Özge tekrar yanıma geldi. Ağlıyordu. Boynuna sarılıp, dudaklarından ateşli bir şekilde öptüm.

Özge;

– Geldik hadi gidiyoruz.
– Üzülme, sil göz yaşlarını. Gitmiyorum bir yere.
– Nasıl yurt dışı?
– Küçüklüğümden beri hayalini kurduğum o amı bırakıp gidemem. Ama bir şey istiyorum?

Özge’nin gözlerinin içi gülüyor. Neşeli bir şekilde göz yaşlarını silerek konuşuyordu;

– Tabi ne istiyorsun?
– Şu danışma fikrini bana da sor, yiyeceğin yarrağın bir değeri olsun ucuz insanlarla yatma.

Dudaklarımı öpüyor, boynuma sarılıyordu. Belinden sarılıp bizimkilerin yanına gittim. Zeki hala Aysel yengemin dizinde uyuyordu.

Ben;

– Zeki kalk lan geldik.
– Ya dur hacı gülle az daha uyuyim.
– Zeki dayı geldi götümü sik diyor.

Zeki fırlayarak kalktı yattığı yerden. Gözlerini ovuşturdu.

– Ya sikerim dayı sal artık sal bitti parti amına koyduğum. Ya hacı gülle aklımı aldın amına koyayım.
– Hadi lan ağlama kalk gidiyoruz.

Aysel yengemin elinden tutup kaldırdım. Dudaklarını öpüyordum yanımda Özge bize bakıyordu. İkisini de yanıma çektim.

– Bir ara sizle grup yapalım.

Kalçalarını sıktırdım ikisinin de. Cennet içeriden bavulunu sürükleyerek geliyordu.

Aysel;

– Cennette gelsin ama. Çok sevdim kızı, ayrıca özgeden daha güzel am yalıyor.

Özge Aysel’in koluna vuruyordu. Gülerek başımla onayladım. Cennet yanımıza geldi.

– Ben gidiyorum. Söylediğimi unutma kapım her zaman açık.
– Merak etme. Bir tanemsin.

Dudaklarını sıkı sıkı öptüm.

– Tek gitme bırakalım seni.
– 3 tane erkeğim var merak etme.

Ferhat, Mete arkadan bavuluyla geldi.

– Aynen, biz direk cennet’in evine gidiyoruz. Partiye biraz da orada devam edecez.

Zeki;

– Bensiz parti olmaz hacı gülle.

Ben;

– Tamam beyler görüşürüz. Bizde bir taksi çağırıp gideriz eve.

Arkadaşlarımla ve Cennetle vedalaşıp gemiden indirdim. Yanımızdan Mehmet geçiyordu. Adamın yürümeye hali kalmamış, perişan haldeydi. Yüzümüze bile bakmadan, arkasını bile dönmeden gemiden inip gitti Mehmet. Arkasından intikam dolu gözlerle bakıyor, o adamı gördükçe kan tepeme sıçrıyordu. İki yengemin de beline sarıldım ileride ki durağa kadar yürüdük. Bir taksiye binip Özge ile olduğumuz eve geçtik. Kapıyı Gülizar açmıştı. İzmir’in havasını bilen bilir. Nemi çok, boğuk, daraltıcı bir sıcakları vardır. Gülizar bundan etkilenmiş olmalı. Daracık giyinmiş, yaşına göre büyük göğüsleri meydanda uçları resmen gözümün içine bakıyordu. Annesinden almış memelerini belliydi. Ama dedim ya Gülizar’a asla o gözle bakmıyordum. Çok güzel bir kızdı. Aklımdan herhangi bir şey geçmiyor, haliyle gözüme o seksiliği, çıtırlığı çarpıyordu sadece. Eve girdik. Bavulları kenarı bıraktım. Aysel yengem duş alıp hemen uyuyacağını söyledi. Bende üst kata çıktım duş alacaktım. Özge Baran’a bakmak için Gülizar ile odaya girdi. Duşa girdim, hızlı bir şekilde yıkanıp çıktım ama havlu yoktu odamda. Kapının önünden kafamı uzatıp bağırdım

– Özge havlu verir misin ıslak kaldım?
– Aferin kuzey ya Baran’ı uyandırdın!

Ben nasılsa Özge getirecek diye kapının arkasından çekildim, üstümde hiçbir şey olmadan boy aynasından sakalıma bakıyordum. Kapı açılınca, kapıya doğru gittim;

– Kızım nerde kaldın ıslattım her yeri ya!

Kafamı kaldırdığımda karşımda Gülizar vardı. Çırılçıplak kızın karşısındaydım. Açıkçası, o duşta Özge’ye bir posta kayarım diye sikimi sıvazlayıp sertleştirmiştim de. Ama gülizar’ın geleceğini nerden bilebilirdim ki. Panik olmuş, donup kalmıştım.

– Kızım ver şu havluyu Özge niye getirmedi?

Gülizar kafasını yan tarafa çevirdi, bir eliyle gözünü kapatıp havluyu bana uzattı;

– Abi pardon birden girmemem lazımdı.
– Yok sorun değil çık hadi.
– Tamam abi.

Eliyle yüzü kapalı kapıyı arıyordu. Havluyu belime sardım;

– Aç gözünü aç sardım havluyu.

Yüzüme bakıp güldü çıktı odadan. Ellerimle saçlarımı topladım. Ulan kız her şeyimi gördü, hay amına koyayım diyordum. Bir taraftan da hoşuma gitmişti açıkçası, onun bu gülümsemesi, utanması. Ulan ne yapıyorsun kuzey kendine gel dedim kendime. Aşık olduğun kadının kızı o, hadi her şeyi siktir et, elinde büyüdü o çocuk, ne düşünüyorum ben amına koyayım!. Sırt üstü yatağa zıplayarak uzandım. Gözlerimi kapattığım gibi uyumuştum. Rüyamda Gülizar’ı görüyordum. Rüyam şöyle geçiyordu.

“Gülizar okuldan gelmiş, altında kısa eteği, üzerinde memelerini gösterecek kadar açık bir gömleği ile eve girmiş, ben duştayken beni izliyordu. Göz göze geldik. Konuşmuyorduk. Ben yıkanmaya devam ediyordum. Gülizar o ince bacaklarıyla kırıtarak yanıma geldi, duşun altına o şekilde girdi. Üzeri ıslandıkça beyaz gömleğinden yeni olgunlaşmaya başlamış, ama annesi gibi olgun, kocaman greyfurt büyüklüğünde memeleri belli oluyordu. Pespembe meme uçları sertleşmiş, gömleği zorluyordu. Eline sikimi almış sıvazlıyor, çömelmiş, suyun altında sikimi lolipop yalar gibi yalıyordu. Taşşaklarımı emiyor, kasıklarımı yalıyordu. Ayağa kaldırdım. Taş gibi sert memelerinin hepsini ağzıma alıp emiyordum. Eteğini sıyırdı attı kenarı, içinde külot yoktu, tap taze, kılsız, bembeyaz bir amı vardı. Burnumu içine sokup kokluyordum. Daha am deliği olgunlaşmamış bile, sidik deliği belirgin olan bir amı vardı, zayıf olmasına rağmen kabarık, etli amcığı vardı. Pembe dudaklara sahip, döllenmiş gibi sulanıyordu o taze amı. Dilimle o sularını yalıyor, tazecik am kokusu eşliğinde amını yalıyordum. Yüzünü bana döndü ve tekrar yalamaya başladı. Çok iştahlı yalıyor, ağzının içine sikimin kafasından başka bir şey sokamıyordu. Hayatımda hiç boşalmadığım kadar boşalmaya, böğürerek inlemeye başladım.”

Gözlerimi açtım. Sikimi hala birisi yalıyordu. Yoksa? Gülizar? Pikeyi kaldırdım Özge sikimi emiyordu. Ağzında döllerim vardı. Yan taraftan bir peçete alıp döllerimi ona tükürdü, dudaklarının kıyısından döllerim akarak konuşuyordu;

– Of kuzey seni görende yıllardır boşalmadı sanar. Doldurdun ağzımın içini.

Sitemkar tavırlar söylüyor ama hoşuna gittiği yüzünden belli oluyordu. Saçlarından tutup üstüme çektim. O memelerini ağzıma alıp emmeye başladım;

– Rüyamda da seni sikiyordum o yüzden boşaldım bu kadar.
– Nasıl sikiyordun?
– İşte böyle…

Memelerini emiyor, kalçalarından tutup suratıma oturtuyor, amını yalıyordum. Elini arkaya atmış, oluk oluk boşaldığım halde inmemiş sikimi sıvazlıyordu. Nasıl insin rüyamda Gülizar’ı sikiyordum. Özgenin kalçalarından tutup kaldırdım. Yatağa domalttım. Amına sokup çıkarttıkça sanki altımdaki Gülizar gibi hayal ediyor, rüyamı gözümde canlandırıyordum. Tüm bunları yaparken daha çok azıyor, Özge’yi her zamankinden daha güzel sikiyordum. Çok geçmeden tüm döllerimi amına akıtmıştım. Özge’nin bacakları titriyor, öküz gibi böğürüyordu. Yanına yığıldım. Dudaklarımı emiyordu;

– Dün gece ne yedin içtin aşkım sen? Uzun zamandır böyle sikmemiştin, parti hariç.
– Özledim demek ki yatağımız da seni sikmeyi. Aysel nerede Gülizar gitti mi okula?
– Aysel erkenden gitti. Abim geldi aldı. Cevat hastalanmış doktora gittiler.
– Hadi ya neyi varmış ki?
– Ateşlenmiş aşkım.
– Hmm Gülizar?
– Hazırlanıyordu kahvaltı edelim hadi kalk.
– Tamam.

Dudaklarımdan öptü ve üstünü giyinip aşağıya indi. Bende üzerimi giyinip arkasından gidiyordum. Gözüm Gülizar’ın kapısına takıldı. Özge mutfakta bir şeyler hazırlıyor, beni görmüyordu. İçim içimi kemiriyordu aralık kapıdan bakmak için. Tam kapıya yanaştım, Gülizar çıktı birden karşıma.

– Abim baran uyuyor mu?
– Uyuyor.
– Dur bir bakayım özledim keratayı.

Gülizar kahvaltı masasına gidip oturdu. Odasına girmiştim. Asıl amacım tabii ki de baranı sevmek değildi. Rüyanın etkisinden çıkamamıştım. Etrafta kirli çamaşırını arıyordum. Gülizar dağınık bir kız olduğu için bulmam zor olmadı. Yatağının üzerinde sutyeni, külotu vardı. Beyaz önü dantelli sutyen giyiyordu çıtırım. Elime alıp kokladım. Mis gibi kokuyordu. Bu koku hiçbir kadında yoktu. İlayda’da bile yoktu. Külotunu elime aldım Özge içeriden bağırdı;

– Kuzey hadi kahvaltı hazır çayın soğuyor gel!

Baran uyuduğu için karşılık veremedim. Külotunu cebime sokup çıktım odadan.

– Günaydın dünya güzelleri…

Diyerek önce Özge’nin yanaklarından, daha sonra Gülizar’ın yanaklarından öpmüştüm. Gülizar yanaklarını bana doğru getirmişti rahat öpmem için. Aynı zamanda kahvaltısını yapıyordu. Çok tatlı görünüyordu. Kucaklayıp yatırmak istiyordum masaya. Ama yapamazdım. Bunları düşündükçe içime pişmanlık düşüyordu. Özge yengeme hiç hissetmediğim Aysel yengem de hiç hissetmediğim müthiş bir pişmanlık. Gülizar’ın yanaklarını öperken gözlerimle askılının arasından memelerini süzüyordum. Pişman olup geri çekiyordum gözlerimi. Kahvaltımı yapıp babamlara gittim. Yolda sürekli içimde müthiş bir pişmanlık ve aynı zamanda tarif edilemez bir zevk vardı. Ben ne yapıyordum? Sırf sikini Mehmet gösterdi kıza diye, Mehmet’i onca erkeğe siktirmiştim. Kendime ne yapacaktım? Ya Özge duysa? Mehmet’e o kadar sert ceza vermedi aslında, ama benden imkansızdı böyle bir şey beklemesi. Her ne kadar psikopat gibi kadını grup seksin içine atsamda, yine de yanında ben vardım. Gülizar’a bu gözle bakacağımı asla düşünmezdi. Aklımı kemiriyordu bu düşünce. Babamların evine geldiğimde merdivende annemle bir adam oynaşıyordu. Kim ulan bu adam diye bakıyordum. Merdivenin altından yukarı kafamı kaldırdığımda bir adam kapının önünde annemin götünü okşuyor, annem ayakkabısını giyerken domalıyor adam anneme dayıyordu. Annem güzel bir kadın değildir bu yüzdendir hiçbir zaman ona karşı ilgim olmadı. Övünmek için yada başka bir şey için söylemiyorum ama Özge yengem, Aysel yengem gibi özellikle tazecik İlayda, ve Cennet hoca o partilerde ki annem yaşında ama anneme bin basan güzel kadınlarla olduğum için belk**e, ergenliğimde de Özge yengemle olduğum için asla bu gözle bakmadım. Bu manzara karşısında da asla o gözle bakmadım. Sadece şok oldum. Annemden bunu asla beklemezdim.

Merdivenlerden iniyorlardı. Merdivenin altına girip saklandım. Adam annemin götüne elini atmış mıncıklayarak çıktılar. Bir dobloya binip uzaklaştılar. Eve gittim kapıyı çaldığımda babam açtı kapıyı;

– Hoş geldin oğlum.
– Hoş bulduk baba kapıdan çıkan kimdi annemin yanında ki adam?
– Medikalde bir iş buldu annen sıkılmış evde, patronuydu oda. Onunla gezip ürün satıyorlar.
– Ne zaman buldu bu işi?
– Sen partiye gittikten sonra.
– İyi de çalışmasına gerek var mıydı?
– Geç paşam geç. Bundan sonra çalışması daha iyi.
– Hayırdır baba ne oldu?

Babam sırtımı sıvazladı. Balkona geçip oturduk;

– Baba sıkıntılı bir durum mu var?
– Var paşam. Kum gemisine ortak olmuştum ya
– Evet baba?
– Oradan çok güzel paralar kazandık başta o yüzden çiftliğe, Özge ile senin eve alacak para kazandım.
– Eee?
– Eee’si bir ihale vardı, bu ihayeleyi kazanmak içinde 2 milyon tl gibi bir fiyat gerekliydi. Bende borç harç buldum bir yerlerden. Borç aldığım kişi karşı ihalenin sahibinin tanıdığıymış, işin içine girdi. Ev araba herşey gitti elimizden, kaybettik ihaleyi. Elimde 2 milyon para kaldı onu geri verdim faizine ancak tüm evleri, arabaları satmam gerekti.
– Baba? Sen? Bir dakika ya şaka de ne olur. Baba yapma bak üniversitem var daha.
– Oğlum biliyorum ama elimizde hiç para kalmadı.
– Nasıl kalmadı ya? Ne zaman satılıyor evler?
– Satıldı zaten boşaltmamız için 2 haftamız var.
– 2 hafta mı? Baba sen ne diyorsun ya?
– Maalesef.
– E çiftlik?
– O elimizde ama onunda geliri çok iyi değil. Yani yaşantımız bu kadar güzel olamayacak. Üniversiteye gene gidersin paşam hallederiz sıkıntı etme sen. Sadece sizin düğün işi uzayacak. Şuan yapamayacağız.
– Tamam baba arabam da gitti mi?
– Yok onu satmadım garajda.
– Vay be elimizde kala kala benim kara mamba mı kaldı?

Babam gülüyordu.

– Aynen bir tek kara mamban kaldı benzin alacak para olmayınca su katarız artık.

Kahkaha atarak ayrıldım yanından. İçeride mektup gibi bir zarf vardı. Elime aldım inceledim askerlik belgesiydi bu.

Askere cagiriyorlardi. Celp belgesiydi bu. Peki ya universite? O ne olacaktı? Sikerim anasını avradini herşeyin dedim. İlk önce arabami satmam gerekiyordu. Babamin calisma odasina gidip arabamin ilanlarina baktim. Yaklasik 3 5 aşağıya ilana koydum. Arabami satip askerliğime gidecek. Universitemi askere gideceğimi bildirip donduracaktim. Ilani verir vermez disariya kostum. Arabama son kez binip askerlik subesine gittim. Gerekli evraklari, tüm bilgileri almistim. Artik gerekli olan tek sey şu evraklari aile hekiminde muayene olup imzalatmakti. Onlari da hallettigimde akşam olmustu. Cok yorulmustum. Telefonuma bakmamistim bile. Herkes aramıştı beni. Ani karar verdim. Pisman miydim? Hayir amina koyayim neden pisman olayim. En azindan 1 sene boyunca kafam dinc olacakti. Kendi evime gittim kapiyi caldim. Ozge yemeği hazırlamış beni bekliyormuş

– Kuzey neredeydin? Arıyorum acmiyorsun telefonlarimi?
– Kusura bakma askerlik isini halletmem gerekiyordu.
– Ne askerliği?

Iceriye gecip oturdum. Özge telaşla yanima geldi.

– Bildigin askerlik. Celp belgesi gelmiş askere çağırıyorlar. Al bak.

Evraklari ona uzattim. Inceliyordu.

– Ya sen ciddisin. Peki ya okulun, eğitimin ne olacak?
– Askerden gelince devam edeceğim. Babam battı gibi birsey. Bu ev, araba hep satildi. Elimizde sadece çiftlik kaldı. Artik tek gelirimiz orası. Onu da babam satmak istemiyor. Senin ailen de oradan geçim sağlıyor çünkü.
– Sen de çareyi kaçmakta mi buldun? Peki ben ne olacağım?
– Sana birşey olmaz.

Kulağına egilip fisildadim.

– Yiyecek yarrak bulursun nede olsa.
– Kuzey mesele o değil. Ben sensiz ne yapacağım diyorum sana?

Kolumu omzuna atip cektim kendime. Sariliyordum, Ozge ağlıyordu. Herkes icin en iyisi bu hem askerligim aradan ciksin istiyorum onumde durmasinm diyerek teselli ediyordum onu. Gülizar kapiyi anahtariyla acip girdi içeriye. Özge omzumda agliyor gördü.

– Anne iyi misin? Neden ağlıyorsun? Abi?

Özge:

– Abin askere gidiyormuş.

Gülizar ile göz göze gelmiştik. Gözleri dolmuştu resmen. Kosarak bana sarıldı.

– Abi okulun yok mu neden gidiyorsun?
– Herkes için en iyi durum bu canım.

Özge’nin elini tutuyordum bir taraftan. Yemek masasina geçtik. Kimse bir lokma yemedi.

Özge:

– Sizinkilere söyledin mi peki?
– Sonra söylerim.

Gülizar:

– Şey ben simay ablamla konusurken söyledim bilmiyorlarmis bize geliyorlar şimdi.

Gülizar telefonda kardesimle mesajlasirken söylemiş. Bizimkiler eve geliyordu konuşmak için. Kisa zaman geçti kapı çalmıştı. Gülizar koşup kapiyi acti. Annem aglayarak ustume kosuyordu. O gordugum manzaradan sonra sarilmak bile istemiyordum anneme. Boynuma sarilip ağlıyordu. Babam ayakkabilarini cikartti koydu kenariya. Simay yanima oturdu.

Annem:

– Kuzum nereden çıktı bu şimdi?
– Anne nasil olsa gidecegim. Ha bugün ha sonra ne fark eder.
– Kuzum oyle de acelesi mi vardı.

Anne bile demek gelmiyor soğuk davraniyordum. Babam arkama gecip ellerini omzuma atti.

– Ne de olsa Vatan borcu. Elbet ödenecek. Oğlan haklı hanım. Gitsin gelsin yasi geçmeden. Okulu ne yaptin paşam?
– Kazandığım universiteye gidip askere gitmek istedigimi soyleyip, şu belgeleri vereceğim. Bir yıl boyunca sure taniyacaklar. Sadece o yilin kayit ucretini odeyecegim onlara.
– Parayı nasil bulacaksin paşam hic yok bende.
– Kara mambayi sattim baba. Ilana koydum alirlar elbet.

Babam daha çok üzülmüştü. Arkasini dönüp mutfaktan balkona çıktı. Özge ile annem sanki evden cenaze çıkmış gibi ağlıyordu. Telefonum çaliyor. Mete arıyordu.

– Alo kanka neredesin?
– Evdeyim moruk.
– Cenneti aldik bara geçeceğiz. Gelmek ister misin?
– Valla cok iyi olur hem konusacaklarim var sizle.
– Hayirdir ne konuscaz?
– Gelince konuşuruz.
– Tamam 15 dakikaya sizin evdeyiz.

Evdekilere cikacagimi söyledim. Yukarıya çıkıp giyindim. Dis kapiya çıkıp sigarami yaktigimda cocuklar gelmişti. Arabanin camindan Zeki kafayi çıkarttı.

– Hist haci gülle. Bak kim var burada.
– Kim var Zeki?
– Sarışın bil bakalim kim?
– Merve mi?
– Oğlum o kızıl yapti saclarini o değil.

Gülerek arabaya yaklastim. Kapiyi zeki açtı. İçeriye girdigimde sarisin olan Ilayda idi. Gorunce şaşırmıştım.

Ilayda:

– Selam kuzey.

Şaşkın surat ifadesiyle.

– Selam İlayda? Sen yurt dışında değil miydin?
– Evet, dün döndüm. Sınav sonuçlarımız açıklanmış baktın mı?
– Hayır ne zaman açıklandı?
– Dün. Öğrenci numaranı ver bakalım hemen.
– Tabi bakalım.

Çok heyecanlanmıştım.

Ferhat;

– Kanka biz zeki ile mezuna kaldık. Seneye bir daha deneyeceğiz.

Zeki arkasına yaslanıp İlayda’nın omuzlarına attı kolunu;

– Baba taşşaklı, babanın taşşaklara el arabası lazım. Hişt kuzeyin oğlu git şurdan el arabası kap gel taşşaklarımı taşıyıver be hadi hacı gülle.
– Taşşağını siktirtme Zeki. Ne oldu amına koyayım? Nereyi kazandın?

Zeki elinde ki kağıdı gösterdi. Gözlerim yuvalarından çıktı resmen;

– Ananın amına koyayım bu ne lan? Ne yaptın piç bu sıralama ne?

Zeki ilk 2500 kişinin arasındaydı sıralaması. Puanını okuyamadım bile. Sayısalda full çekmişti.

Zeki;

– Söylüyorum oğlum size. Babanın taşşaklara beton döksen yetmez. Hey yavrum hey.
– Vay amına koyayım be!

İladya;

– Kuzey!
– Kızım ne bağırıyorsun korktum ne oldu?
– Kuzey! İnanamıyorum! Harikasın tebrik ederim!

Kucağında ki laptopu kenarı fırlattı. Kucağıma oturup boynuma sımsıkı sarılıyordu.

– Kızım ne bu sevinç nereyi kazandım? Sıralamam kaç?

Kucağımdan indi. Laptopu eline alıp ekranı gözüme sokuyordu. Çok şaşırmıştım ellerimle ağzımı kapatıp;

– Vay ananı avradını sikeyim bu ne lan! Şaka mı abi bu oha lan!

Zeki;

– Ne oldu ki? Ver bakayım? Ooofofff ananı sikeyim ananı bu ne! Hişt hacı gülle hadi iyisin iyi, benim taşşaklar ezildi bak şimdi. Seninkilere el arabası da yetmez ama olsun.

İlk 1000 kişi arasına girmiştim sıralamada. Kendime hayret ediyordum. Ama sevincim fazla uzun sürmedi.

– Ferhat kanka sağa çeksene.
– Ne oldu kanka
– Çek kanka sen bir yere toslamanı istemiyorum yine.
– Tamam kanka çektim.

Ferhat arabayı kenarı çekti. Konuşmaya başladım;

– Ben bu sene gitmeyeceğim üniversiteye. Askerlik belgem gelmiş. Şubeye gidip konuştum. Okulu seçince orayla da konuşacağım. Askere gidiyorum bu yıl.

Herkes şok olmuş, dut yemiş bülbüle dönmüşleri. Aval, aval yüzüme bakıyorlardı.

Zeki;

– Mete Kuzeyin oğlunun kafasına bakıver yarıldı mı? Ne diyon hacı gülle sen?

Mete;

– Yok kanka kafası temiz, klorak mı içtin oğlum?

Ferhat;

– Rahat mı battı bilader?
– He amına koyayım rahat battı. Sorma o kadar rahatım ki. Götümden girdi ağzımdan çıktı.
– Dur kanka sinirlenme hemen. Gidince konuşuruz.

İlayda siğim, siğim ağlıyor. Konuşmuyordu. Bara gidene kadar konuşmadı hiç kimse. İlayda pencereden kafasını uzatmış, sessiz, sessiz ağlıyordu. İlayda’nın yanına gidip oturdum. Yol boyunca saçlarını okşuyordum. Bara gelmiştik. Arabadan indik, içeride ki atmosfer harikaydı. Kafayı dağıtmaya çok ihtiyacım vardı. Bir köşeye geçip oturduk, içkilerimizi söyledik. Babamın iş durumundan bahsettim arkadaşlarıma. Hepsi de çok üzülmüştü. Baya bir süre konuştuk, içkilerimizi içtik. İlayda’ya sürekli sarılıyor, öpüyordum. Ayrılmıştık sevgilim değildi ama tadı damağımda kalmıştı açıkçası. Elinden tutup piste kaldırdım. Doyasıya kadar pistte öpüşüyorduk. Artık hızımızı alamadık. Barın tuvaletine soktum İlayda’yı. Kucağıma alıp duvara yasladım. Deliler gibi öpüşüyorduk.

Üzerinde ki ince askılı bluzdan memelerini çıkarttım onları emiyordum. Çok özlemiştim bu memelerin tadını. Altındaki eteği sıyırıp yukarı çekti. Külotunu yarı yere kadar sıyırdı. Pantolonumun kemerini çözüp aşağıya sıyırdım. İlayda eğildi. Boxerın kıyısından sikimi çıkartıp yalamaya başladı. Artık ısırmıyor hatta mükemmel yalıyordu. O acemiliği atmıştı üzerinden. İlayda sikimi yalarken, saçlarını okşuyor, sikimi boğazına kadar bastırıyordum. Saçlarından tutup kaldırdım, domalttım İlayda’yı . kalçalarını ayırıp o mis gibi kokan, ıslanmış amını yalamaya başladım. Sarı sarı tüyleri vardı amında. Ben yaladıkça dudaklarımı gıdıklıyordu. Daha fazla dayanamadım çok tatlı bir amı vardı. Sikimi amına bastırdığımda ilk günkü gibi dardı amı. İnlememek için koluyla ağzını kapatıyordu. Sikimi iyice soktum o dar amına. Git gel yapmaya başladım. Baya bir süre git gel yaptıktan sonra sikimi içinden çıkardım. Amının dudaklarına volkan gibi patlamıştım. Tüm döllerim amından yere damlıyor, süzülüyordu. Eline peçete alıp amını temizledi. Pantolonumu giydim. Oda külotunu yukarı çekti ve eteğini indirdi. Memelerini tekrar içine sokup üzerini düzeltti. Dudaklarımdan öpüp, elimden tuttu. Tuvaletten çıkmıştık bizimkilerin yanına gittik hafif çakır keyif olmuşlar. Zeki barda bir kadın bulmuş onunla dans ediyordu.

Zeki;

– Hacı gülle, siktir et askerliği bak ortam şahane orda göt mü sikecen napacan amk?

Yerime geçip oturdum. İlayda kucağıma oturuyordu. Sırtını, bacaklarını okşuyor. Kollarını öpüyordum. Sabaha kadar bu şekilde eğlendik. İçmeyi bıraktık bir zaman sonra bir kafeye gidip türk kahvelerimizi, sodalarımızı içtik. Yemek yedik. Gün ağarmış sabah olmuştu resmen. Biz de ayılmış kendimizdeydik ama çok yorgunduk. Arkadaşlarıma kendim gideceğimi söyledim. Onları uğurladım ve telefonumu çıkartıp Aysel yengemi aradım.

– Alo yenge uyandın mı?
– Çoktan kahvaltı yapıyorum ne oldu kuzum?
– Müsaitsen yanına geleceğim hasret giderelim biraz.
– Ihm bir dakika. Kuzum sofradayız. Müsait değilim aslında.
– Daha iyi ya. Heyecan olur biraz.
– Deli çocuk iyi gel madem.
– Gelme desen gelmeyeceğim sanki…
– Gelirsin sen. Hadi kahvaltıya dönüyorum
– Afiyet olsun yengelerin en ateşlisi

Yengem gülerek telefonu kapattı. Bir taksi buldum ve köye doğru gitmeye başladım. Biraz uyumuştum takside. Taksicinin sesiyle uyandım;

– Kardeş köye geldik nereye bırakayım.
– Şu soldan gir tekin çiftliği var orada inecem
– Tamam.

Gözlerimi ovuşturdum. Taksicinin parasını verip indim taksiden. Çiftliğe girdim. Evin kapısını çalıyordum açan yoktu. Aysel yengemi aradım telefonla;

– Yenge neredesiniz?
– Kuzum ahırdayım. Abinler bahçede.

Telefonu kapattım önce bahçeye uğrayıp selam verdim herkes bahçeye bir şeyler ekiyor, güllü nenem tavukları güdüyordu. Hayvanlara bakacam diyerek ayrıldım yanlarından. Aysel yengen de orada dedi güllü nenem tamam hem onu görürüm dedim ahıra gidiyordum.

Ahırın kapısını açtım içeriye girdim. Aysel yengem saman balyaları ile uğraşıyor, altında incecik şalvarı kalçaları bir oyana, bir buyana sallanıyordu. Eğilip kalktıkça göt ayrımı belli oluyordu şalvar üzerinde. Arkasına gidip sikimi götüne yasladım. İrkilmişti;

– Ayy! Kuzey senmiydin korkuttun.
– Başka birini mi bekliyordun?

Elimle götünü okşuyor, beline sarılıp sikimi iyice bastırıyordum.

– Yok bu kadar sert bir sik yok bizim ailede. Dur kuzey giren oluverir.
– Bir şey olmaz gel bakayım şöyle köşeye özledim kız o ateşli amını.
Yengemi belinden tutup samanların arkasına çektim içeriye birden giren olursa toparlanacak zamanımız olurdu en azından. Gözüm dönmüştü zaten. Bağrı açık, götü meydanda, altında şalvar, kafasında yazma. Böyle daha seksi görünüyordu ateşli yengem.

Altındaki şalvarı sıyırmaya çalışıyordum. Dur yapma gelen olur diyerek izin vermiyordu. Yazmasıyla birlikte saçlarını tutup domalttım önüme. Altında ki şalvarı külotuyla birlikte dizlerine kadar sıyırdım. Burnumu amına dayadım. Aç kurt gibi götünü, amını yalıyordum. İş yapmaktan terlemiş, yapış yapış olmuştu apış araları. Ben yaladıkça saman balyalarını sıkıyor, dur yapma diyordu ama nafile. Köpek gibi yalıyordum o terli amını. Kıllanmıştı iyice amı, kesmemiş. Ağzıma kılları gelip duruyordu, kötü kokmuyor, aksine kıllı olduğu için daha çok terlemiş, tüm sularını yalayarak emiyordum amının dudaklarını, yalıyordum kasıklarını. Kalkan sikimi çıkarttım ve birden kökledim amına. “ahh dur yavaş” diye inledi. Hızlı hızlı sokup çıkartıyordum amına. Amı çok ıslanmış, terle karışık ahırda, “şap şap” kasıklarına vurma seslerim duyuluyordu. “yavaş gelen olacak off içimi oydun” diyordu. Ama dinlemiyor, o böyle dedikçe daha sert sikiyordum. Bir süre bu şekilde siktikten sonra belinden tutup çektim önüme çömelttim. Ağzına sikimi verip yalatmaya başladım. İştahlı bir şekilde yalayarak boşaltıyordu beni. Kafasını çekmek istedi ama izin vermedim. Kafasından tutup bastırıyor, tüm döllerimi ağzına akıtıyordum. Ağzına iyice boşaldıktan sonra kafasını bıraktım. Bacaklarıma vuruyordu. Ağzında ki dölleri kenarıya tükürdü. Başında ki yazmayı çıkarttı, ağzını sildi. Gözlerimin içine bakıyordu;

– Ne hayvansın kuzum sen ya
– Özledim diyorum değil mi?

Kapı açılmıştı. Apar topar sikimi içime soktum. Balyayı taşımaya çalışıyor gibi yaptım. O ara Aysel yenge şalvarını üzerine geçirip yazmayı donunun içine soktu. Balyayı sırtlandım.

– Yenge nereye koyayım bunu
– Köşeye koy kuzum.

İçeriye güllü nenem gelmişti;

– Hay maşallah kuzeyime bak. Yavaş annem incitme belini. Aysel kızım hadi çay koy da içelim. Baban çay istiyor.
– Tamam anne.
– Yenge dur bende geleyim Cevatı seveyim biraz.
– Git kuzum git, çaydanlığı getirirsin yengene.

Güllü nenem hayvanların yanına geçti. Aysel yengemle yan yana yürüyerek eve gidiyorduk. Bahçeye baktığımda hala bahçeyi belliyorlardı.

Cevat dede;

– Paşam bir şişe buz kap gel sana zahmet dolaptan.
– Tamam dede.

Aysel yengemin bacaklarını elliyordum yürürken. “yapma öküz” diye fısıldıyordu. “doymadım bir posta daha atayım mı” diye sorduğumda yüzü gülüyordu. Telefonum çalıyor Özge yengem arıyordu;

– Tatlım neredesin?
– Çiftlikte.
– Orada ne yapıyorsun?
– Sıkıldım dolaşmaya geldim.
– Öğlen oldu gelmedin merak ettim.
– Aramayı unutmuşum sarjım yoktu.
– Tamam tatlım sorun değil, Aysel yanında mı?
– Evet.
– Verir misin.
– Tabii

Aysel yengeme uzattım telefonu. Bir şeyler konuşuyorlardı. Aysel yengem yavaş yavaş geliyordu. Cevat dede su istediği için koşarak eve gittim dolaptan suyu kaptım. Bir an önce suyu verip eve tekrar dönüp Aysel yengemi sikmeyi istiyordum tekrar. Suyu alıp çıktım evden bahçeye koşuyordum. Aysel yengem hala telefonda konuşuyordu. Suyu verdiğimde geri döndüm. Aysel yenge bahçede değildi. Eve gittim, mutfağa girmiş, çay suyu koyuyordu tüpe. Arkasına geçip beline sarıldım.

– Kuzey dur bak valla gören olacak korkuyorum.
– Herkes çalışıyor sen gibi yarrak mı yiyor? Kim görecek.

Tekrar altından şalvarı sıyırdım. Arada bir pencereye kafasını uzatıp gelen giden varmı diye göz ucuyla bakıyordu. Kucakladım masaya oturttum Aysel yengemi. Bacaklarını araladım amını yalıyordum.

– Şu kılların bile tahrik ediyor beni.
– Gidemedim özgelere, Gülizar alıyordu kılları.
– Gülizar mı temizliyo senin amını?
– Evet ben alamıyom ağda ile.
– Off ağda mı yapıyorsun birde kaymak gibi oluyor mu?
– Hemde nasıl bal dök yala.
– Bala gerek mi var, bak yaladıkça bal damlıyor amından.
– Salak.

Diyerek kafama vurdu. Arada kafasını geriye atıp pencereden bakıyordu. Ben de o ara sikimi tekrar çıkardım bacaklarını belime doladım ve amına pompalamaya başladım. İnlememek için kendini zor tutuyor, sürekli pencereden dışarıyı gözetliyordu. Üstünde ki tişörtü sıyırdım. Memelerini ısırıyor emiyordum. Yengem kısık sesle “ahh offf” diyor, pencereye bakmayı ihmal etmiyordu. İyice hızlandım memelerini emerek amına pompalıyor, yengem zevkten kafamı bastırıyor, memelerini ağzıma sokuyordu.

Bu şekilde çay suyu kaynayıp taşana kadar siktim amından. Sikim patlayacaktı artık, Aysel yengem orgazm oluyor, kafasını geriye atıp kısık sesle böğürüyordu “ohh off bittim” ben hızlı hızlı amını sikmeye devam ediyordum.

Mutfağın kapısı birden açılmıştı. O anki korkuyu hiçbir şeye değişemem. Sikim amının içinde kalmış, Aysel yengem kafamı bastırıyor, kapıya bakıyor, memelerinden ağzımı çıkartıp kafamı kapıya uzattım. Yengem masasın üstünde bacaklarını belime dolamış, sikim amında, memeleri dışarıda, birine yakalanmıştık, kapıda şuanlık sadece gölge gözüküyor, bizi izliyordu…

26. BÖLÜM SONU

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRMEYİNİZ!…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir